Şirket sahibiyseniz veya bir işletmenin İSG süreçlerinden sorumluysanız, muhtemelen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ifadesini defalarca duymuşsunuzdur. Ancak birçok işveren bu kanunun kendi işletmesi için tam olarak hangi yükümlülükleri doğurduğunu hâlâ net olarak bilmiyor. Bu rehberde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu sade bir dille açıklayacak, işveren sorumluluklarını, zorunlulukları, cezaları ve işletmeniz için atmanız gereken adımları detaylı olarak ele alacağız.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla 2012 yılında yürürlüğe giren temel iş sağlığı ve güvenliği mevzuatıdır.
6331 sayılı Kanun, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren birçok işyerini çalışan sayısından bağımsız olarak kapsamaktadır.
İşverenler; risk değerlendirmesi yapmak, çalışanlara İSG eğitimi vermek ve sağlık gözetimini sağlamakla yükümlüdür.
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirme zorunluluğu, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre belirlenmektedir.
6331 Sayılı Kanuna uyulmaması durumunda, her yükümlülük için ayrı ayrı idari para cezaları uygulanabilmektedir.
İşletmeler için ilk adım, NACE kodunu ve tehlike sınıfını doğru belirlemektir.
Profesyonel OSGB desteği, yasal uyumluluk süreçlerinin daha verimli yönetilmesini sağlar.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak ve iş kazalarını önlemek amacıyla 2012 yılında yürürlüğe giren temel iş sağlığı ve güvenliği mevzuatıdır.
İlk kez Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunu bağımsız bir kanun altında toplayan bu düzenleme, işverenlerin yükümlülüklerini net şekilde tanımlamıştır.
Eskiden iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları farklı mevzuatlara dağılmış durumdaydı. Bu durum uygulamada karmaşıklık yaratıyordu. 6331 sayılı kanun ile birlikte daha sistematik ve önleyici bir yaklaşım benimsenmiştir.
6331 sayılı kanunun temel yaklaşımı, kaza olduktan sonra müdahale etmek değil, kaza oluşmadan önlem almaktır.
Örneğin sadece yangın tüpü satın almak artık yeterli değildir. İşverenlerin riskleri önceden analiz etmesi, çalışanları eğitmesi ve sağlık gözetimi süreçlerini yürütmesi gerekir.
Ayrıca bu kanun sadece ağır sanayi tesislerini ilgilendirmez.
Aşağıdaki işletmeler de kapsam dahilinde olabilir:
Hukuk büroları
Muhasebe ofisleri
Mimarlık ofisleri
Ajanslar
Yazılım şirketleri
Restoranlar
Kafeler
Depolar
Üretim tesisleri
Lojistik firmaları
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran 2012 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bununla birlikte tüm maddeler aynı tarihte uygulanmaya başlamamıştır.
Kanun bazı işyerleri için kademeli olarak devreye alınmıştır.
İşyerlerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre farklı geçiş tarihleri uygulanmıştır.
Bugün itibarıyla kanunun büyük bölümü tüm işletmeler için aktif olarak uygulanmaktadır.
Özellikle son yıllarda az tehlikeli sınıfta bulunan küçük işletmeler üzerindeki yükümlülükler de önemli ölçüde genişletilmiştir.
Ayrıca dijital denetim süreçleri de artmaktadır.
2024 yılında Türkiye’de 1,8 milyonu aşkın işyeri SGK sistemine kayıtlıdır. — Kaynak: SGK, 2024
Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği denetimleri de giderek daha sistematik hale gelmektedir.
6331 Sayılı Kanunun amacı, çalışanların sağlık ve güvenliğini koruyarak iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemektir.
Kanun aynı zamanda işverenlerin sorumluluklarını belirleyen önleyici bir yönetim sistemi oluşturur.
Kanunun temel amaçları şunlardır:
Çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığını korumayı hedefler.
Örneğin gürültülü bir üretim tesisinde çalışanların işitme kaybına uğramaması için periyodik odyometri testleri uygulanır.
Tehlikelerin önceden belirlenmesini sağlar.
Örneğin kaygan zeminler, elektrik panoları veya ergonomik riskler önceden tespit edilir.
Uzun vadede ortaya çıkan sağlık sorunlarının önüne geçilir.
Örneğin sürekli bilgisayar kullanan çalışanlarda ergonomik problemler izlenebilir.
İSG sadece çalışanı değil, işletmenin devamlılığını da korur.
Bir iş kazası;
Maddi kayıplara
Hukuki süreçlere
İtibar kaybına
Operasyonel aksamalara
neden olabilir.
Türkiye’de 2024 yılında 1.500’ün üzerinde çalışan iş kazaları nedeniyle hayatını kaybetmiştir. — Kaynak: İSİG Meclisi, 2024
Bu nedenle İSG yalnızca bir evrak işi değildir.
6331 Sayılı Kanun, iş sağlığı ve güvenliğini reaktif değil proaktif bir sisteme dönüştürdüğü için önemlidir.
Eskiden birçok işletme yalnızca denetim dönemlerinde harekete geçiyordu.
Günümüzde ise sürekli çalışan bir yönetim sistemi oluşturulması gerekiyor.
Kanunun önemini dört başlık altında inceleyebiliriz.
İş kazası yaşandığında ilk incelenen konu işverenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğidir.
Eksik belgeler ciddi sonuçlar doğurabilir.
Örneğin;
Risk değerlendirmesi yoksa
İSG eğitimleri eksikse
Sağlık muayeneleri yapılmadıysa
işveren hukuki olarak sorumlu tutulabilir.
Güvenli ortamda çalışan personelin verimliliği yükselir.
Ayrıca çalışan devir oranları azalabilir.
Bakanlık denetimlerinde düzenli çalışan firmalar çok daha hızlı süreç yönetebilir.
Bir iş kazasının görünmeyen maliyeti oldukça yüksektir.
İş kazalarının dolaylı maliyeti doğrudan maliyetlerin 4 ila 10 katına kadar çıkabilmektedir. — Kaynak: International Labour Organization (ILO), 2024
6331 Sayılı Kanun kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren birçok işyerini kapsamaktadır.
Bu konu en sık yanlış anlaşılan alanlardan biridir.
Birçok küçük işletme kendisini kapsam dışında sanmaktadır.
Ancak durum çoğu zaman böyle değildir.
Aşağıdakiler kapsam dahilindedir:
Belediyeler
Üniversiteler
Kamu kurumları
Aşağıdaki işletmeler kapsam dahilindedir:
Şirketler
Ofisler
Üretim tesisleri
Restoranlar
Depolar
E-ticaret şirketleri
Ajanslar
Tehlike sınıfı NACE koduna göre belirlenir.
Üç ana kategori vardır.
| Tehlike Sınıfı | Örnek İşyerleri |
|---|---|
| Az Tehlikeli | Muhasebe ofisi, hukuk bürosu, yazılım şirketi |
| Tehlikeli | Restoran, lojistik depo, tekstil atölyesi |
| Çok Tehlikeli | İnşaat, ağır sanayi, maden |
Bazı istisnalar bulunmaktadır.
Bunlar arasında;
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bazı faaliyetleri
Afet ve acil müdahale faaliyetleri
Ev hizmetleri
yer alabilmektedir.
Ancak istisnalar oldukça sınırlıdır.
Çoğu ticari işletme kapsam içerisindedir.
6331 Sayılı Kanun kapsamında işverenler çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak için çok sayıda yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır.
Bu yükümlülükler birbirinden bağımsız değildir.
Bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Risk değerlendirmesi, işyerindeki tehlikeleri önceden tespit eden zorunlu bir analiz çalışmasıdır.
Örneğin;
Bir kafe işletmesinde şu riskler incelenebilir:
Kaygan zemin
Sıcak yağ yanıkları
Elektrik riskleri
Ergonomik riskler
Risk değerlendirmesi hizmeti →
Acil durum planı, yangın, deprem veya tahliye süreçlerini organize eden zorunlu bir dokümandır.
Plan içerisinde;
Tahliye yolları
Toplanma alanları
Görevlendirmeler
yer almalıdır.
Acil durum planı hazırlanması →
Çalışanların düzenli eğitim alması gerekir.
Konular şunları kapsayabilir:
Yangın
İlk yardım
Ergonomi
Acil durumlar
Ofis güvenliği
Sağlık gözetimi, çalışanların işe uygunluğunun ve sağlık durumlarının takip edilmesidir.
Bu süreç şunları içerebilir:
İşe giriş sağlık raporları
Periyodik muayeneler
Laboratuvar tetkikleri
Görme testleri
İç link önerileri:
İş kazalarının kayıt altına alınması zorunludur.
Kök neden analizleri yapılmalıdır.
Benzer kazaların tekrar etmesi engellenmelidir.
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi zorunluluğu işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre belirlenir.
Bu noktada birçok işveren yanlış bilgiye sahiptir.
“10 kişiden az çalışanım var, hiçbir yükümlülüğüm yok.” düşüncesi doğru değildir.
Her işletme öncelikle tehlike sınıfını belirlemelidir.
Ardından ihtiyaç duyulan profesyonel destek hesaplanır.
İşverenler iki yöntem kullanabilir:
İşveren gerekli niteliklere sahipse bazı yükümlülükleri kendisi üstlenebilir.
Yetkilendirilmiş bir OSGB ile sözleşme yapılabilir.
Bu model özellikle KOBİ’lerde daha yaygındır.
6331 Sayılı Kanuna uyulmaması durumunda işverenlere her yükümlülük için ayrı ayrı idari para cezaları uygulanabilmektedir.
Bu cezalar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenmektedir. Bu nedenle kesin rakamlar her yıl değişiklik gösterebilir.
Ancak önemli olan nokta rakamdan ziyade sistemin işleyişidir.
Birçok işveren tek bir ceza uygulanacağını düşünür.
Gerçekte ise her eksiklik bağımsız olarak değerlendirilebilir.
Örneğin;
Risk değerlendirmesi eksikliği
Acil durum planının bulunmaması
İSG eğitimi eksikliği
Sağlık gözetiminin yapılmaması
İş güvenliği uzmanı görevlendirilmemesi
ayrı ayrı yaptırımlara tabi olabilir.
6331 Sayılı Kanuna uyulmaması durumunda işverenlere her yükümlülük için ayrı ayrı idari para cezaları uygulanabilmektedir.
Ayrıca bazı ihlallerde eksiklik giderilene kadar aylık bazda tekrar eden cezalar uygulanabilmektedir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri işyerlerinde İSG denetimleri gerçekleştirebilir.
Denetimler şu yollarla başlayabilir:
Rutin denetimler
İş kazası sonrasında yapılan incelemeler
Çalışan şikayetleri
Sektörel denetim programları
Bakanlık planlamaları
Özellikle iş kazası yaşandığında süreç çok daha detaylı incelenir.
6331 Sayılı Kanunun amacı ceza kesmek değil, riskleri önceden ortadan kaldırmaktır.
İdari para cezaları çoğu zaman buzdağının görünen kısmıdır.
Bunun yanında oluşabilecek riskler şunlardır:
İş durdurma kararları
Tazminat süreçleri
SGK rücu davaları
İtibar kaybı
Müşteri kaybı
2024 yılında Türkiye’de 730 binden fazla iş kazası bildirimi yapılmıştır. — Kaynak: SGK, 2024
Risk değerlendirmesi, işyerindeki tehlikeleri önceden belirleyerek iş kazalarının oluşmasını engelleyen temel İSG çalışmasıdır.
6331 sayılı kanunun merkezinde risk değerlendirmesi bulunur.
Çünkü diğer süreçlerin büyük kısmı buradan beslenir.
Örneğin bir risk değerlendirmesi çalışmasında şu başlıklar incelenebilir:
Kaygan zeminler
Gürültü
Titreşim
Yetersiz aydınlatma
Solventler
Temizlik malzemeleri
Endüstriyel kimyasallar
Yanlış oturma düzeni
Ağır kaldırma operasyonları
Tekrarlayan hareketler
Aşırı iş yükü
Stres
Tükenmişlik
Örneğin 10 kişilik bir hukuk bürosunda bile ergonomi kaynaklı kas ve boyun rahatsızlıkları önemli bir risk başlığı oluşturabilir.
Bu nedenle “biz ofisiz, bize bir şey olmaz” yaklaşımı doğru değildir.
Az tehlikeli işyerleri de 6331 Sayılı Kanun kapsamındadır ve birçok yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır.
Bu konu internette en fazla yanlış bilgi bulunan alanlardan biridir.
Az tehlikeli olmak, yükümlülüklerden muaf olmak anlamına gelmez.
Az tehlikeli işyerlerine örnek olarak şunlar verilebilir:
Muhasebe ofisleri
Hukuk büroları
Yazılım şirketleri
Dijital ajanslar
Danışmanlık şirketleri
Bu işletmeler de aşağıdaki süreçlerden sorumludur:
Risk değerlendirmesi
Acil durum planı
İSG eğitimleri
Sağlık gözetimi
İş kazası kayıtları
Bazı durumlarda iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi desteği de gerekli olabilir.
Bu ihtiyaç çalışan sayısı ve işyeri yapısına göre değişebilir.
Küçük işletmeler 6331 Sayılı Kanundan tamamen muaf değildir.
Bu sorunun cevabı çoğu zaman hayırdır.
Çalışan sayısının az olması yükümlülükleri tamamen ortadan kaldırmaz.
Önemli olan şu üç kriterdir:
Çalışan sayısı
NACE kodu
Tehlike sınıfı
Örneğin üç çalışanı bulunan bir muhasebe ofisi bile çeşitli İSG yükümlülüklerine sahip olabilir.
Bu nedenle işletmenizi büyüklüğüne göre değil, faaliyet koduna göre değerlendirmelisiniz.
3 çalışanlı bir muhasebe ofisi az tehlikeli sınıfta yer alsa bile İSG yükümlülüklerine sahiptir.
Bu işletmede aşağıdaki çalışmalar yapılmalıdır:
Risk değerlendirmesi
Acil durum planı
İSG eğitimleri
Sağlık gözetimi
Örnek riskler:
Ergonomik problemler
Elektrik riskleri
Yangın riskleri
Hukuk büroları da iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamındadır.
Sık karşılaşılan riskler şunlardır:
Uzun süre ekran kullanımı
Boyun ve sırt problemleri
Elektrik ekipmanları
Psikososyal riskler
Bu nedenle düzenli sağlık gözetimi önemlidir.
20 çalışanlı bir kafe daha kapsamlı süreçlere ihtiyaç duyabilir.
Başlıca riskler şunlardır:
Kaygan zemin
Sıcak yağ yanıkları
Kesici alet yaralanmaları
Elektrik riskleri
Bu işletmelerde profesyonel İSG desteği oldukça önemlidir.
35 çalışanlı üretim tesisleri genellikle daha yoğun İSG yönetimi gerektirir.
Bu işletmelerde süreçler çok daha kapsamlıdır.
Örneğin;
Periyodik kontroller
Çalışan eğitimleri
Sağlık taramaları
Risk analizleri
Acil durum tatbikatları
bir bütün halinde yürütülür.
6331 Sayılı Kanuna uyum sağlamanın ilk adımı sistematik bir kontrol listesi oluşturmaktır.
Aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz.
Vergi levhası ve ticaret sicili bilgilerinizden faaliyet kodunuzu doğrulayın.
Az tehlikeli, tehlikeli veya çok tehlikeli sınıfta olduğunuzu öğrenin.
Risklerinizi yazılı hale getirin.
Yangın ve tahliye süreçlerini oluşturun.
Çalışanların eğitimlerini düzenli hale getirin.
İşe giriş ve periyodik muayeneleri organize edin.
Yetkilendirilmiş bir OSGB ile çalışmayı değerlendirin.
6331 Sayılı Kanuna uyum sağlamak için dijital takip sistemleri ve profesyonel OSGB desteği kullanılabilir.
İşverenlerin manuel süreç yönetmesi giderek zorlaşmaktadır.
Kullanılabilecek araçlar şunlardır:
| Araç | Kullanım Amacı |
|---|---|
| OSGB Hizmeti | Uçtan uca İSG yönetimi |
| Excel Takip Sistemi | Eğitim ve evrak takibi |
| İSG Yazılımları | Süreç otomasyonu |
| Dijital Arşivleme | Doküman yönetimi |
6331 Sayılı Kanun kapsamında sonraki adım işletmenizin mevcut durumunu analiz ederek eksiklerinizi tamamlamaktır.
Birçok işletme önce evrak hazırlamaya çalışır.
Bu doğru yaklaşım değildir.
Doğru sıra şöyledir:
İşletmenizi analiz edin.
NACE kodunu doğrulayın.
Tehlike sınıfını belirleyin.
Yasal eksikleri tespit edin.
Profesyonel destek alın.
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için dışarıdan destek almak süreci önemli ölçüde kolaylaştırır.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yalnızca yasal bir zorunluluk değil, sürdürülebilir işletme yönetiminin temel yapı taşlarından biridir.
Başarılı işletmeler İSG’yi bir maliyet kalemi olarak değil, bir yatırım olarak görür.
Çünkü güvenli işyerleri;
Daha verimlidir.
Daha sürdürülebilirdir.
Daha az risk taşır.
Daha güçlü kurumsal yapılar oluşturur.
Eğer işletmenizin hangi yükümlülüklere sahip olduğundan emin değilseniz, ilk olarak NACE kodunuzu ve tehlike sınıfınızı doğrulamanız gerekir.
Sonrasında profesyonel destek alarak tüm süreci daha kolay yönetebilirsiniz.